Merkez Bankası, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'e hükümet adına bir "Açık Mektup" iletti.
Bu mektupta, enflasyon hedefinin tutturulamaması durumunda TCMB'nin bu durumu hükümete yazılı olarak bildirmesi ve gerekçeleri ile birlikte kamuoyuna açıklama yapmasının gerekliliği vurgulandı.
2025 yılı enflasyonunun, belirlenen belirsizlik aralığının üstünde seyrettiği belirtilen mektupta, bu sapmaların nedenleri ve enflasyonun yeniden hedefe uygun seviyelere çekilmesi için hayata geçirilen ve geçirilecek olan politikalar hakkında bilgi verildi.

JEOPOLİTİK GELİŞMELER MALİYET BASKILARINI ARTIRDI
Mektupta, şu hususlar ifade edildi:
"2024 Haziran'ında başlatılan dezenflasyon süreci, 2025 yılında da sürmüş; sıkı para politikası, finansal piyasaların daralması ve talep dengesinin sağlanması bu süreci desteklemiştir. Ancak arz yönlü faktörler, fiyatlama alışkanlıklarındaki katılıklar ve beklentilerin hedeflerle tam örtüşmemesi dezenflasyon hızını sınırlamıştır. Yılın ilk yarısında küresel emtia fiyatları enflasyon görünümünü desteklerken; enerji ve tarım ürünleri fiyatlarındaki düşüş olumlu bir etki yaratmıştır. Ancak jeopolitik faktörlerden kaynaklanan enerji fiyat dalgalanmaları ve bazı metal fiyatlarındaki artış, dönemsel maliyet baskıları oluşturmuştur. Öte yandan, küresel arz zincirlerinin normale dönmesi ve taşıma maliyetlerindeki azalma, bu etkileri kısmen dengelemiştir."

DÖVİZ KURUNUN ENFLASYON ÜZERİNDEKİ ETKİSİ SINIRLI KALDI
Mektupta, iç piyasa koşullarındaki kuraklık ve don olaylarının gıda fiyatları üzerinden enflasyonu yukarı yönlü etkilediği kaydedildi.
Özellikle bitkisel üretim düşüşlerinin üçüncü çeyrek boyunca fiyat dalgalanmalarına neden olduğu ve bu durumun dezenflasyon sürecini geçici olarak aksattığı belirtildi. "Gıda fiyatlarındaki bu dalgalanma, enflasyon trendinde geçici bozulmalara neden oldu; ancak yılın son dönemindeki mülayim hava koşullarıyla bu etkilerin bir kısmının zayıfladığı gözlemlenmiştir. 2025 yılı itibarıyla döviz kurlarının enflasyona etkisi geçmiş yıllara kıyasla daha sınırlı kalmıştır." denildi.
Mektupta, Türk lirasının görece stabil seyri ve talep koşullarının dezenflasyonist seviyelerde kalmasının döviz geçişkenliğini sınırladığı ifade edilerek, geçmiş enflasyona bağlı fiyat artışları devam eden kira ve eğitim gibi hizmet sektörü kalemlerinde yüksek artışların gözlemlendiği aktarıldı.

Geçmişte uygulanan tavan fiyat düzenlemeleri sonrası görülen telafi edici fiyat ayarlamalarının, yıllık artış oranlarının yüksek olmasına katkıda bulunduğu kaydedilerek, şu değerlendirmeler yapıldı:
"Ancak özellikle kirada gözlemlenen düşüş, yıl sonuna doğru daha belirgin hale gelmiştir. Hizmet sektöründeki fiyat artışlarının geniş bir yayıldığı görülmüş, bu durum çekirdek enflasyon göstergelerindeki gerileme oranını yavaşlatmıştır. Yıl boyunca yönetilen ve yönlendirilen fiyatlar üzerindeki ayarlamalar da enflasyonu etkilemiştir. Özellikle tütün ürünleri, doğal gaz ve su fiyatlarındaki değişimler dikkate değer olmuştur. Yıl genelinde talep, dezenflasyonist seviyelerde seyretmiş; deprem sonrası konut inşaatının hareketliliği ve bazı dayanıklı tüketim ürünlerindeki eğilimlerle talepte dengeleme kademeli olarak gerçekleşmiştir. Enflasyon beklentileri, çoğu kesim için yıl boyunca düşüş eğilimi göstermiş, fakat hedeflerin üzerinde kalmaya devam etmiştir. Bu durum, dezenflasyon sürecinin hızını kısıtlamıştır. Enflasyon beklentilerindeki iyileşme, para politikasının orta vadeli etkinliğini desteklemiş olsa da, bu iyileşmenin hızının sınırlı kalması dezenflasyon sürecinin sürekliliği açısından kritik bir faktör olmuştur. 2025 yılı boyunca mali disiplinin korunması ve para politikasındaki güçlü koordinasyon, dezenflasyon sürecine mühim katkılar sağlamıştır. Bütçe açığının milli gelire oranı yüzde 2,9 olarak belirlenmiştir."

MAKRO İHTİYATİ POLİTİKALARIN ÖNEMİ
Mektupta genel bir değerlendirme yapıldığında, 2025 yılı enflasyonunun hedefin üzerinde kalmasında fiyatlama alışkanlıklarındaki katılık ve beklentilerin hedeflerle uyumlarının sınırlı kalması ile dönemsel arz şoklarının etkili olduğu belirtilmiştir.
Öte yandan, sıkı para politikası, finansal koşullardaki katılık ve talep dengesinin dezenflasyon sürecine katkıda bulunduğu, yılın son çeyreğinde enflasyon ana eğiliminin belirgin bir iyileşme sağlandığı ifade edilmiştir. Ayrıca, geçen yıl boyunca para politikası duruşunun, enflasyon verilerini, ana eğilimleri ve beklentileri dikkate alarak dezenflasyon için gerekli olan sıkılığı sağlamak üzere oluşturulduğu kaydedilmiştir.
Mektupta para politikası kararlarının, enflasyon görünümüne odaklı, toplantı bazlı ve ihtiyatlı bir biçimde alındığına dikkat çekilmiş; bankanın ocak ve mart aylarında politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını toplamda 500 baz puan indirerek yüzde 42,5 seviyesine düşürdüğü, mart ortasında finansal piyasalardaki gelişmelerin enflasyon görünümü üzerindeki olası riskleri sınırlamak amacıyla gecelik borç verme faiz oranını yüzde 46'ya çıkardığı hatırlatılmıştır.

Ayrıca bir hafta vadeli repo ihalelerine geçici bir ara verildiğine ve fonlamanın gecelik borç verme faiz oranı üzerinden yapıldığına kaydedilen mektupta, şu ifadeler yer aldı:
"Nisan ayında TCMB, finansal piyasalardaki gelişmelerin enflasyon ana eğilim üzerindeki etkilerine dikkat çekerek politika faizini yüzde 46'ya; gecelik borç verme faiz oranını yüzde 49'a, gecelik borçlanma faiz oranını ise yüzde 44,5'e çıkarmıştır. Ayrıca, bir haftalık repo ihalelerine yeniden başlanacağı duyurulmuştur. TCMB, politika faizini Haziran ayında sabit tutmuş, izleyen dönemde 800 baz puanlık bir indirimle 2025 yılı aralık ayı itibarıyla yüzde 38 seviyesine çekmiştir. Bunun ardından, 2026 yılı Ocak ayında sınırlı bir indirimle politika faizini yüzde 37'ye düşürmüştür. Piyasa mekanizmasının etkinliğini artırmak, makro finansal dengeyi sağlamlaştırmak ve parasal aktarım mekanizmasını desteklemek amacıyla TCMB, makroihtiyati politikaları 2025 yılında da sürdürmüştür. Bu kapsamda, kur korumalı mevduat hesaplarının sonlandırılması ve Türk lirası mevduat payının artırılması için uygulamalar parasal aktarımı desteklemiştir. Kredi gelişmeleri de dikkatle izlenmiş; öngörülen patikadan sapma riskine karşı gerekli önlemler alınmıştır."

'ENFLASYON GÖRÜNÜMÜNDE BOZULMA OLURSA...
Mektupta, TCMB'nin ana hedefinin fiyat istikrarını sağlamak ve sürdürmek olduğu vurgulanarak şunlar ifade edildi:
"Enflasyon görünümünde belirgin bir bozulma tespit edilirse, para politikası duruşu sıkılaştırılacaktır. Kredi ve mevduat piyasalarında beklenmeyen gelişmeler yaşanması halinde ise ilave makroihtiyati önlemler hayata geçirilecektir. Enflasyon ve para politikasına ilişkin güncel gelişmeler ile orta vadeli tahminlerimizi kapsamlı bir şekilde ele alan ve 12 Şubat'da internet sitemizde yayımlanan '2026 Enflasyon Raporu-I' ile kısa ve orta vadede enflasyona ulaşmak için izlenecek para politikasını daha detaylı bir biçimde açıklayan '2026 Para Politikası' raporu bilginize sunulmaktadır.