İçeriğe geç
Mersin Gerçek

Yaşama sade, meraklı ve gerçekçi bir bakış

Kişisel Gelişim

Çeviri Bir Kitapta Aslında Neler Değişir

Kelime karşılıkları, deyimler ve cümle yapısı çeviride nasıl dönüşür; farklı çeviriler aynı romanı neden bambaşka hissettirir?

Selin Karaca 3 dk okuma

Bir yabancı romanı Türkçe okurken elimizde tuttuğumuz şeyin ne olduğu üzerine pek düşünmeyiz. Kapakta yazarın adı vardır, cümleler akıcıdır, hikâye anlaşılır. Oysa okuduğumuz metin, o yazarın yazdığı metin değildir; başka bir dilde, başka bir insan tarafından yeniden kurulmuş bir versiyondur. Çeviri, bir metni bir dilden diğerine taşımak değil, onu yeniden yazmaktır. Bu yeniden yazma sırasında bazı şeyler kaçınılmaz olarak değişir ve bunun farkında olmak, çeviri eserleri daha bilinçli okumayı sağlar.

Kelimeler birebir karşılık gelmez

İki dilin sözlükleri arasında tam bir eşleşme yoktur. Bir dilde tek kelimeyle söylenen bir duygu, diğerinde ancak bir cümleyle anlatılabilir. Akrabalık adları buna iyi bir örnektir: Türkçede amca, dayı, hala ve teyze ayrı kelimelerdir, pek çok dilde ise tek bir sözcük hepsini karşılar. Ters yönde de aynı sorun vardır; bazı dillerdeki ince ayrımlar Türkçeye geçerken düzleşir. Çevirmen her seferinde bir seçim yapar: Ya ayrıntıyı korumak için cümleyi uzatır, ya da akıcılığı korumak için ayrıntıdan vazgeçer. Her iki durumda da metin bir şey kazanır ve bir şey kaybeder.

Deyimler ve kültürel göndermeler

Çevirinin en zor kısmı deyimlerdir, çünkü anlamları kelimelerin toplamından gelmez. Bir deyimi kelime kelime çevirmek çoğu zaman anlamsız bir cümle üretir. Çevirmenin önünde üç yol vardır: Hedef dilde yakın anlamlı bir deyim bulmak, deyimi düz anlamıyla açıklamak ya da dipnot düşmek. Yakın deyimi seçmek metni akıcı kılar ama kültürel rengi değiştirir; bir İngiliz karakterin ağzından Türkçe bir yerel deyim duymak tuhaf bir tat bırakabilir. Düz açıklama sadıktır ama metnin canlılığını alır. Bu tercihler yayınevine ve çevirmenin anlayışına göre değişir ve aynı kitabın iki çevirisinin neden bu kadar farklı okunduğunu açıklar.

Cümle yapısı ve ritim

Diller arasındaki fark yalnızca kelimelerde değil, cümlenin kuruluşundadır. Türkçede yüklem sona gelir; bu, gerilimi cümlenin sonuna taşıyan bir yapıdır. Yüklemi başa alan dillerden çeviri yapılırken, cümlenin nereye varacağı okurdan daha uzun süre saklanır. Uzun ve iç içe geçmiş cümlelerle yazan bir yazarın üslubunu korumak için çevirmen zorlu bir denge kurmak zorundadır: Cümleyi bölerse yazarın nefesini kırar, bölmezse Türkçede takip edilmesi güç bir yapı çıkar. İyi bir çeviride bu denge fark edilmez; zayıf bir çeviride ise metin sürekli olarak kendi diline yabancı durur.

Farklı çeviriler, farklı kitaplar

Klasik eserlerin birden fazla çevirisinin bulunması bir tekrar değil, bir zenginliktir. Elli yıl önce yapılmış bir çeviri, o dönemin Türkçesiyle konuşur ve bugünün okuruna eski gelebilir. Yeni bir çeviri metni bugünün diline yaklaştırır ama bu kez eserin yazıldığı çağın havasını hafifletme riski taşır. Aynı romanın iki çevirisinden birer sayfa okuyup karşılaştırmak, çevirinin ne kadar belirleyici olduğunu görmenin en hızlı yoludur. Çoğu okur bu denemeyi yaptığında iki metnin aynı hikâyeyi anlattığını ama bambaşka hissettirdiğini fark eder.

İsimler ve seslenişler de çevirinin sessizce karar verdiği alanlardandır. Pek çok dilde resmî ve samimi hitap ayrımı vardır; bu ayrım Türkçede siz ve sen arasındaki geçişle karşılanır. İki karakterin hangi noktada sizden sene döndüğü, aralarındaki ilişkinin değiştiği anı belirler ve bu geçişi doğru yere koymak tamamen çevirmenin yorumudur. Aynı şekilde lakaplar, unvanlar ve yer adları da bir seçim gerektirir: Olduğu gibi bırakmak metne yabancı bir doku verir, karşılığını kullanmak ise hikâyeyi okurun dünyasına yaklaştırır ama özgün ortamdan uzaklaştırır.

Çeviri okurken nelere bakmalı

Bir çeviri kitabı seçerken künye sayfasına bakmak iyi bir alışkanlıktır. Eserin hangi dilden çevrildiği önemlidir; ara dilden yapılan çeviriler, yani bir eserin özgün dilinden değil başka bir çevirisinden aktarılması, kaybı ikiye katlar. Çevirmenin adını takip etmek de okurun işine yarar, çünkü zamanla hangi çevirmenin sesinin size yakın geldiğini fark edersiniz. Önsöz ve çevirmen notu bulunan baskılar, metnin hangi kararlarla kurulduğunu açıkça anlattığı için daha güvenilirdir. Çeviri eser okumak bir taviz değildir; yalnızca elimizdeki metnin iki kişinin emeğiyle var olduğunu bilerek okumayı gerektirir.